Bir markayı oluşturmak, sadece logo tasarlamak ya da isim bulmaktan ibaret değildir. Bir markayı gerçekten değerli kılan şey, onun hukuken korunuyor olmasıdır. Türkiye’de birçok işletme, marka tescili yaptırmadan faaliyet gösterdiği için yıllar sonra büyük kayıplarla karşılaşabiliyor. Bu kayıpların bazıları maddi, bazıları ise itibar ve marka güvenilirliği açısından geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuruyor. Bu nedenle marka tescili, bir tercih değil, aslında şirketin geleceği için zorunlu bir yatırımdır.
Marka tescili yapılmadığında en sık rastlanan risklerden biri, aynı veya benzer ismin başka biri tarafından tescil edilmesidir. Yıllarca emek verilmiş bir marka isminin, sadece yasal koruması olmadığı için başka bir kişi tarafından resmî olarak sahiplenilmesi mümkündür. Bu durumda işletme, kendi markasını kullanmaya devam edemez; hatta kendi kullandığı isim, logosu veya sloganı için davayla karşı karşıya kalabilir. Bazı şirketler, böyle bir durumda isim değiştirmek zorunda kalır, reklam panolarını, ambalajlarını, sosyal medya hesaplarını ve web sitelerini tamamen yeniler. Bu değişim hem maddi olarak ciddi maliyet yaratır hem de müşterilerde güven kaybına neden olur.
Bir diğer önemli risk, taklit ve kopyalamaların önüne geçilememesidir. Tescili olmayan bir markayı herhangi bir işletme kolaylıkla taklit edebilir, hatta aynı isimle düşük kaliteli ürün veya hizmet sunarak markanın itibarı zedeleyebilir. Çünkü marka tescili yapılmadığında, marka sahibinin hukuki olarak “kullanımı durdurma, ürün toplatma, tazminat isteme” gibi hakları oluşmaz. Yani markayı korumak isterken hukuki olarak yapabileceğiniz hiçbir şey olmayabilir.
Uluslararası pazarlara açılmak isteyen işletmeler için risk daha büyüktür. Türkiye’de tescilsiz olan bir marka, başka bir ülkede bir başkası tarafından kolayca tescil edilebilir. Bu durumda kendi markanızla yurt dışında faaliyet göstermeniz engellenebilir. Özellikle e-ihracat, Amazon, Etsy, Trendyol Global gibi platformlarda ürün satmayı planlayan firmalar için marka tescili artık zorunlu düzeydedir. Tescilsiz bir marka yurt dışında engellenebilir, hatta ürün girişleri gümrükte bile takılabilir.
Tüm bu risklere rağmen bazı işletmeler “nasıl olsa kullanıyoruz, sorun olmaz” düşüncesiyle hareket eder. Oysa Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmemiş bir markanın hukuki olarak sahibi kabul edilmiyorsunuz. Kullanım süresi, reklam geçmişi veya dijital bilinirlik tek başına yeterli koruma sağlamıyor. Hukuki geçerlilik, yalnızca tescil belgesi ile doğuyor.
Sonuç olarak; marka tescili yaptırmayan işletmeler isimlerini kaybedebilir, dava riskiyle karşılaşabilir, pazarlama yatırımları boşa gidebilir, ihracat engelleriyle karşılaşabilir ve en önemlisi marka değerini koruyamaz. Oysa doğru zamanda yapılan bir marka tescili; şirket ismini, logosunu, sloganını, kurumsal itibarını ve gelecekteki yatırım potansiyelini güvence altına alır.
Markaus olarak, markanızı sadece bugüne değil, geleceğe de taşıyacak şekilde koruma altına alıyor; başvuru, takip, itiraz ve tescil süreçlerini profesyonel olarak sizin adınıza yönetiyoruz.



Bir yanıt yazın